5 Mayıs 2015 Salı




      Fikir beynin patlamaktan sıkılmayan öd kesesi. İnsanlar sürekli bişeyler düşünüyolar,bişeyler yapıyolar.Hayatın gerçekliği ne kadar sıkıcı. Kaçımız mecazda yaşıyoruz.Kaçımızın terliği yırtılmaya,saçları beyazlamaya başladı? Yürümek istiyorum.Sade manzara,sade insanlar.Sade hayat.İnsanların binalar gibi gölge düşürmediği bi yol.
   Oflamaya mecalim kalmadı.Nasılsın diye sorduklarında iki buçuk gün anlatmak istiyorum ama kim dinler beni? Daha önemlisi kim anlar ?
   Bi amacın peşinden gitmek istiyorum. Ama yanlışsa ? Tohumlar aslında fidan olmuyosa? Ağaçlar hep oradaysa ? Zaman sadece birkaç dişlinin harmonisiyse ?
   Belki de sorumluluklarımdan kaçmanın vicdan azabını , topluma yüklüyorum.İnsanlara öyle değil böyle demek ne kadar gereksiz.Kime göre?
   Susmak istiyorum.Kalem gibi,kağıt gibi,Meryem gibi,sigarayı bastığın kül tablası gibi.
   Sebebi ne bu toplumsallaşma açlığının,uçkura düşkünlüğün? Beyinler uyuşuk.Kolun kopsa ne kadar canın yanar? Peki ya penisin kopsa? Beynimiz hadım ediliyor.Sinirler alınıyor.Hadi eğlenme vakti! Çok sıkıcısınız ! Yakışıklısın ! Neden sevgilin yok ?! Bu kız sana gitmez ! Maddenin,somutun gölgesi zifiri karanlık.Birbirimizi göremiyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder