28 Mart 2015 Cumartesi
25 Mart 2015 Çarşamba
Piyango vurmuş evsiz gibiyim yine.Varlık içinde yokluk.Ne alacağını bilmiyosun.Hiç istememişsin.Hep elindekiyle yentinmişsin.''500 liranın seni bozacağı adamdan 500 lirayı bozabilcek adama'' dönmüşsün.Büyük güç beraberinde büyük sorumluluk getiriyo elbette.Mitoz bölünen akrabalar,arkandan dönen laflar...
Ama bi türlü gerçekten mutlu olamıyosun.Tam olarak huzura ulaşamıyosun.Yanlış olan ne? Eksik olan ne? Seni mutlu edecek olan ne? Hayattan beklentin ne?
Cehalet mutluluk mudur?Kesinlikle!Paran ne kadar çoksa o kadar farklı şey denersin.Öğrenirsin.
23 Mart 2015 Pazartesi
Bölüm 3
Kara bulutlar indi yine üstüme.Duman soluyorum.Midemde kapkara bi ekmek.Kalbimde kapkara bi leke.Bir damla irinin bir kazan suyu mahvetmesi.
Çalıların arasına gizlenmiş ete susamış sırtlan.Çalılar mutlu,koyun mutlu.Çoban yorgun.Koyunun uzaklaşmasını izlemekten yorgun.
Kader yine istemediğim otları burnumun dibinde bitirip benle hat safahada taşşak geçmede işinin erbabı.
Birkaç saniye insanın hayatından nası bikaç ay götürür? O da tanıdık indirimiyle.
Seninle noktalı virgül olup cümlelerin arasına karışacakken neden bi tekerlemenin sonundaki üçünden biri olmak ?
Kara bulutlar indi yine üstüme.Duman soluyorum.Midemde kapkara bi ekmek.Kalbimde kapkara bi leke.Bir damla irinin bir kazan suyu mahvetmesi.
Çalıların arasına gizlenmiş ete susamış sırtlan.Çalılar mutlu,koyun mutlu.Çoban yorgun.Koyunun uzaklaşmasını izlemekten yorgun.
Kader yine istemediğim otları burnumun dibinde bitirip benle hat safahada taşşak geçmede işinin erbabı.
Birkaç saniye insanın hayatından nası bikaç ay götürür? O da tanıdık indirimiyle.
Seninle noktalı virgül olup cümlelerin arasına karışacakken neden bi tekerlemenin sonundaki üçünden biri olmak ?
22 Mart 2015 Pazar
Bölüm 2
Kapat gözlerini.Etrafta ağaçlar var.Toğrağa oturmuşsunuz.Bağdaş kurmuşsunuz,diz dizesiniz.Yağmur başlıyor.Başınızın üstünde ikinize yetecek bi naylon parçası.Sadece ikiniz varsınız.Sadece yağmur damlalarının naylona çarpma sesini ve birbirinizin nefesini duyuyorsunuz.Birbirinizin gözlerine bakıyorsunuz.Derinlere iniyorsunuz.Göz bebekleriniz elele tutuşup yağmurda dans ediyor.Yanaklarını süzüyorsun.Dudaklarını,kulaklarını,burnunu,kirpiklerini.Dokunmak istiyosun ama dokunamıyosun.Teninin elini yakmasından korkuyosun.Kurumamış bi resmi bozmaktan korkuyosun.Sonra o elini senin yanağına uzatıyor.Korkmuyo bakışlarındaki yabanilikten.Eğer vuruyo hırçın dalgalarına.Masadaki bütün sandalyeleri yakıyor.Kimseye yer yok artık bu masada.Seni Nisan yağmurlarından çekip Yağmur Ormanları'na götürüyor.Salıncaktan indirip hamakta sallıyo.Taşlaşmış kalbini avucunda parçalayıp tekrar et formuna sokuyor.Bi bebeğinki kadar küçük.Besliyo,büyütüyo.Orada yaşıyo.Onun şeklini alıyo kalbin büyüdükçe.
Ve nihayet gitme vakti.Kaçınılmaz son.Kalbin büyüdükçe o da büyüyo ve artık dar gelmeye başlıyo evi.Boyatmakla taşınmak aynı şey değil.O da gidiyor.Gitmek...Sessiz bi çığlıktan farksız.Haftalarca sırtında paslı çivilerle uyumak,ağzında cam kırıklarıyla uyanmak.Eksikliği tamamlamak için boş bi arayış,elleri kanlı bi kaçış.Eksilmesi gerek kalbin o şekli unutması için.Belki neşterle belki balyozla.Eksilmesi gerek.
Kapat gözlerini.Etrafta ağaçlar var.Toğrağa oturmuşsunuz.Bağdaş kurmuşsunuz,diz dizesiniz.Yağmur başlıyor.Başınızın üstünde ikinize yetecek bi naylon parçası.Sadece ikiniz varsınız.Sadece yağmur damlalarının naylona çarpma sesini ve birbirinizin nefesini duyuyorsunuz.Birbirinizin gözlerine bakıyorsunuz.Derinlere iniyorsunuz.Göz bebekleriniz elele tutuşup yağmurda dans ediyor.Yanaklarını süzüyorsun.Dudaklarını,kulaklarını,burnunu,kirpiklerini.Dokunmak istiyosun ama dokunamıyosun.Teninin elini yakmasından korkuyosun.Kurumamış bi resmi bozmaktan korkuyosun.Sonra o elini senin yanağına uzatıyor.Korkmuyo bakışlarındaki yabanilikten.Eğer vuruyo hırçın dalgalarına.Masadaki bütün sandalyeleri yakıyor.Kimseye yer yok artık bu masada.Seni Nisan yağmurlarından çekip Yağmur Ormanları'na götürüyor.Salıncaktan indirip hamakta sallıyo.Taşlaşmış kalbini avucunda parçalayıp tekrar et formuna sokuyor.Bi bebeğinki kadar küçük.Besliyo,büyütüyo.Orada yaşıyo.Onun şeklini alıyo kalbin büyüdükçe.
Ve nihayet gitme vakti.Kaçınılmaz son.Kalbin büyüdükçe o da büyüyo ve artık dar gelmeye başlıyo evi.Boyatmakla taşınmak aynı şey değil.O da gidiyor.Gitmek...Sessiz bi çığlıktan farksız.Haftalarca sırtında paslı çivilerle uyumak,ağzında cam kırıklarıyla uyanmak.Eksikliği tamamlamak için boş bi arayış,elleri kanlı bi kaçış.Eksilmesi gerek kalbin o şekli unutması için.Belki neşterle belki balyozla.Eksilmesi gerek.
Bölüm 1
Fotoğrafı gördüm ve yavaşça telefonu elimden bıraktım.Dizlerimi karnıma çektim.Hatta göğsüme yapıştırmak istedim bir daha nefes almamak için.Yan yanalardı.Aynı koltuktalardı.Saçları her zamanki gibi dağınıktı.Düzeni ne kadar sevsem de saçlarının dağınıklığı içmdeki fırtınaları anlatıyodu sanki.Benim için bi anahtarlık süsü değildi,simge,sembol,amblem,büst,hakiki deri falan değildi.Tabiri caizse ''ekmek gibi su gibi bişey''di.Her şeyimi çalabilirdi;para,telefon,araba,ayakkabı,cüzdan...Ama bi çocuğun elinden ekmekten kopardığı parça neden çalınır ki ?Bazı şeylere cidden anlam veremiyorum.Mutlu olmasını istiyosun ama istemiyosun.Gitmesini istiyosun ama istemiyosun.Sevmesini istiyosun ama nefret ediyosun.Kimi zaman eliimi kırıyor tutkum,hatta çoğu zaman.Benim kanat çırpışlarımla oluşan fırtına başkalarının gemilerini yürütüyo sanki.Bişey diyim mi ,adaletini sikeyim dünya.En küçük levhana kadar.
Bu küçük oyunlar ne kadar daha sürecek ?Bazen avcı-toplayıcı hayatta yaşamak istiyorum.''Yapılacaklar listesi'' yazmayı bile bilmiyosun.Çünkü gerek yok.Besleniyosun,ürüyosun,sıçıyosun,ölüyosun.Hayattan çok bişey istemiyorum.Verdiğim değer sonucunda çıkanın cevaba eşit olmasını istiyorum.Eşit olmasa da en azından denklik.Her şeyden yeterince.
Basit şeylerle mutlu olan insanların basit şeylerle üzülmesi ne acı.
Benim dediklerinin hologramdan ibaret olması.Aşkın gözü kör,kulakları da mı sağır ?
Ben etrafında dört mevsim döndüğü için Ayı kıskanırken senin aklına bile gelmem.
Adaletini sikeyim dünya.Benzersiz kar tanelerine kadar.
Giderken bi eyvallah bile demeyen birinin yanına bi daha gider misin?Köpek gibi gidersin.Düşünmeden.Uyuşmuş bi denek hayvanı gibi..s
Sürüne sürüne.
Fotoğrafı gördüm ve yavaşça telefonu elimden bıraktım.Dizlerimi karnıma çektim.Hatta göğsüme yapıştırmak istedim bir daha nefes almamak için.Yan yanalardı.Aynı koltuktalardı.Saçları her zamanki gibi dağınıktı.Düzeni ne kadar sevsem de saçlarının dağınıklığı içmdeki fırtınaları anlatıyodu sanki.Benim için bi anahtarlık süsü değildi,simge,sembol,amblem,büst,hakiki deri falan değildi.Tabiri caizse ''ekmek gibi su gibi bişey''di.Her şeyimi çalabilirdi;para,telefon,araba,ayakkabı,cüzdan...Ama bi çocuğun elinden ekmekten kopardığı parça neden çalınır ki ?Bazı şeylere cidden anlam veremiyorum.Mutlu olmasını istiyosun ama istemiyosun.Gitmesini istiyosun ama istemiyosun.Sevmesini istiyosun ama nefret ediyosun.Kimi zaman eliimi kırıyor tutkum,hatta çoğu zaman.Benim kanat çırpışlarımla oluşan fırtına başkalarının gemilerini yürütüyo sanki.Bişey diyim mi ,adaletini sikeyim dünya.En küçük levhana kadar.
Bu küçük oyunlar ne kadar daha sürecek ?Bazen avcı-toplayıcı hayatta yaşamak istiyorum.''Yapılacaklar listesi'' yazmayı bile bilmiyosun.Çünkü gerek yok.Besleniyosun,ürüyosun,sıçıyosun,ölüyosun.Hayattan çok bişey istemiyorum.Verdiğim değer sonucunda çıkanın cevaba eşit olmasını istiyorum.Eşit olmasa da en azından denklik.Her şeyden yeterince.
Basit şeylerle mutlu olan insanların basit şeylerle üzülmesi ne acı.
Benim dediklerinin hologramdan ibaret olması.Aşkın gözü kör,kulakları da mı sağır ?
Ben etrafında dört mevsim döndüğü için Ayı kıskanırken senin aklına bile gelmem.
Adaletini sikeyim dünya.Benzersiz kar tanelerine kadar.
Giderken bi eyvallah bile demeyen birinin yanına bi daha gider misin?Köpek gibi gidersin.Düşünmeden.Uyuşmuş bi denek hayvanı gibi..s
Sürüne sürüne.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
