22 Mart 2015 Pazar

Bölüm 2


   Kapat gözlerini.Etrafta ağaçlar var.Toğrağa oturmuşsunuz.Bağdaş kurmuşsunuz,diz dizesiniz.Yağmur başlıyor.Başınızın üstünde ikinize yetecek bi naylon parçası.Sadece ikiniz varsınız.Sadece yağmur damlalarının naylona çarpma sesini ve birbirinizin nefesini duyuyorsunuz.Birbirinizin gözlerine bakıyorsunuz.Derinlere iniyorsunuz.Göz bebekleriniz elele tutuşup yağmurda dans ediyor.Yanaklarını süzüyorsun.Dudaklarını,kulaklarını,burnunu,kirpiklerini.Dokunmak istiyosun ama dokunamıyosun.Teninin elini yakmasından korkuyosun.Kurumamış bi resmi bozmaktan korkuyosun.Sonra o elini senin yanağına uzatıyor.Korkmuyo bakışlarındaki yabanilikten.Eğer vuruyo hırçın dalgalarına.Masadaki bütün sandalyeleri yakıyor.Kimseye yer yok artık bu masada.Seni Nisan yağmurlarından çekip Yağmur Ormanları'na götürüyor.Salıncaktan indirip hamakta sallıyo.Taşlaşmış kalbini avucunda parçalayıp tekrar et formuna sokuyor.Bi bebeğinki kadar küçük.Besliyo,büyütüyo.Orada yaşıyo.Onun şeklini alıyo kalbin büyüdükçe.
   Ve nihayet gitme vakti.Kaçınılmaz son.Kalbin büyüdükçe o da büyüyo ve artık dar gelmeye başlıyo evi.Boyatmakla taşınmak aynı şey değil.O da gidiyor.Gitmek...Sessiz bi çığlıktan farksız.Haftalarca sırtında paslı çivilerle uyumak,ağzında cam kırıklarıyla uyanmak.Eksikliği tamamlamak için boş bi arayış,elleri kanlı bi kaçış.Eksilmesi gerek kalbin o şekli unutması için.Belki neşterle belki balyozla.Eksilmesi gerek.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder