2 Kasım 2015 Pazartesi
O an aklımda tek bi diyalog at koşturuyodu:
-Eğer Dünya'ma doğmak isteseydin,Güneş mi olurdun Ay mı ?
-Aramıza o kadar uzak olmaya dayanamam,ben Dünya olmak isterdim,senin Dünya'n.
Şöyle iki cümlenin öncesi ya da sonrası anlamsızdır.
Akıl okuyamıyordum ama hissedebiliyordum sevgisini,duygularını,içindeki yıkıntıları,fırtınaları.Bu kadar hissiyat bana fazlaydı ama yapacağım bişe yoktu.Ne yapabilirdim ? Aklımla kalbim arasında koşup durmaktan,düşüp kalkmaktan yorulan ruhumu bedenime çok görmek benim ne haddime .Üstelik uzun sayılabilcek bi zamandan sonra kendimi ait hissedebileceğim birini bulmuşken.Aldığımız nefesi bile geri verdiğimiz yerde kokusunu içime doldurduğumda geri verirken üzüldüğüm birini bulmuşken.Aşkın adını anmaya bile kendimi layık görmezken içimde kırıntılarını hissedebiliyorken.Saçma samimiyetsiz ilişkilerden bıkıp insan görmeye bile tahammül edemeyecek haldeyken tam olarak '' senin ilacın bu kardeşim'' dercesine kaderin karşıma çıkardığı birini bulmuşken.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder